Efendiler !
Eğer bu millet, bu memleket parçalanacak olursa genel şerefsizliğin enkazı altında sunun bunun şahsi şerefi de parça parça olur. Biz o genel şerefi kurtarabilmek için harekete gecen millete ruhumuzla katıldık.
Katılmamıza mani olabilecek şahsi rütbeleri, mevkileri de genel şerefi de kurtarmaya yönelik bir gaye uğrunda feda ettik... Bunu anlamayıp da milleti hala kendi kafalarının keyfine göre idare etmeye kalkışan kuvvetler artık birer beladır. Bela çekmeye de bu milletin tahammülü kalmamıştır...

Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet, memlekete ihanettir...

Mustafa Kemal ATATÜRK..

ermeni yalanına gerçek cevap.

Yorumsuz yazmak isterdim bunları ama yavaş yavaş olmayanı var etmeye çalışıldığı şu günlerde size bunu içinize sindirmeyi ve sessizliği reva gören iktidar mensuplarının ne peşinde olduklarını gerçekten merak ediyorum içlerinde acaba biri bile mi Nutuk'u okumadı..

--------------------------------------------------------------------------------------------------
''..Şüphe edilmemek gerekirdi ki, Ermeni katliamı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildi. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cür’et alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekte idiler. Maraş’taki feci olay bu yüzden çıkmıştı. Yabancı kuvvetleri ile birleşen Ermeniler, top ve makineli tüfeklerle Maraş gibi eski bir Müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. Binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. Tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi. Müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. Yirmi gün süren Maraş katliamında, Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların, bu olay hakkında İstanbul’daki temsilcilerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymakta idi.
Adana ili içindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılmış olan Ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyorlardı. Canlarının ve bağımsızlarının korunmasından başka bir şey istemeyen Müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etmek politikası, medeni insanlığın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikte iken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi? ''

M.K.Atatürk
Nutuk
Aldatıcı Söz Vermeler, Ağır İftiralar
s.260-261

"Milletimiz aleyhinde söylenenler bütünüyle iftiradır. Milletimizin zalim olduğu iddiası baştan başa yalandır. Hiçbir millet, milletimizden daha çok yabancı unsurların inanç ve adetlerine riayet etmemiştir. Hatta denilebilir ki, başka dinlere mensup olanların dinine ve milliyetine riayetkar olan yegane millet bizim milletimizdir. Fatih, İstanbul’da bulduğu dini ve milli teşkilatı olduğu gibi bıraktı. Rum Patriği, Bulgar Eksarhı ve Ermeni Kategikosu gibi Hıristiyan din reisleri imtiyaza sahip oldu. Kendilerine her türlü serbestlik verildi. İstanbul’un fethinden beri, Müslüman olmayanların mezhar bulundukları bu geniş imtiyazlar milletimizin dinen ve siyaseten dünyanın en büyük müsaadekar ve civanmert bir milleti olduğunu ispat eden en büyük delilidir."
M.K.Atatürk

"Dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz.. Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı."
M.K.Atatürk

"Düşmanca ithamda bulunanların sürdükleri büyük mübalağalar dışında Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar etmektedir:
Rus Ordusu 1915’de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti.
Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız bir şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu.
Bu cinayetleri işleten saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha sulh zamanından itibaren kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinde yapıyorlardı."

M.K.Atatürk
26 Şubat 1921 tarihinde
Amerikalı gazeteci Clanence K. Streit’e verdiği röportaj

--------------------------------------------------------------------------------------------------

Bütün bunları sana unutturmaya çalışıyorlar.
Türkiye.. Seni Yok Ediyorlar.. Hep birlikte içerden ve dışardan....

Unutuyoruz... Hemen Unutuyoruz..

Atatürk, Ermeni sorununun "dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre çözülmek istediğini" söylememiş miydi? ( Söylev ve Demeçler , C: I, S: 233). Olay, dün olduğu gibi bugün de böyledir.
Biz bugün bunca saldırıdan sonra , bu gizli belgeleri , örneğin devletin televizyonunda tek tek halkımıza gösterebiliyor muyuz? Gösteremiyorsak, Ermeni sorununun çok uluslu yanını ve uluslararası terör ile ilgisini, diplomatik forumlarda nasıl anlatabiliyoruz?
24 Nisan tarihini soykırım günü ilan edip, Ermeni terör örgütlerine destek olan Amerikan Kongre üyeleri, 1920'lerde topraklarımız üzerinde Ermeni devleti kurmak isteyen Amerikalılar'ın torunlarıdır. Bizler de bunlara karşı Kuva-i Milliyecilerin torunları olduğumuzu hatırlatmak zorundayız.
"Milliyetçilik" budur. Neredesiniz efendiler, beyler, beyzadeler, hanımefendiler?.. Budur, budur, budur işte!..
Uğur MUMCU
Cumhuriyet - 1 Nisan 1984

Şehidim Hakkını Helal Et...




Yürekler kan ağlıyor.. Senin, benim, hepimizin canı yanıyor. Orada ölenler bizim kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, oğullarımız, eşlerimiz; "vatan borcunu" canı ile ödeyecek kadar gerçekten bu ülkeyi seven... sen ya da ben..

Aylar önce o canlarımıza "kelle" diyenler şimdi şahin oldu. ama seni kandırmalarına izin verme Türkiye.. Oyalamalarına..
"Sözün bittiği yerdeyiz." Diyenlere sözün bittiğini hatırlat. Daha fazla can gitmeden..


Peki sordun mu hiç neden böyle oldu, diye.. 1938 den beri siyasetçilerinin kurbanı oldun sadece. Güçlü ve Bağımsız Türkiye'ni uydu devlet yapan ezik, günü kurtarmaya çalışan, basiretsiz yozlaşmış kirlenmiş siyasetinin kurbanı oldun..
"Seni yönetenleri parti listelerinden seçtiğin için, güçlü ve bağımsız ve onurlu bir ülke yerine, yabancılardan feyz alma yolunu seçen bu ülkeye inanmadan başa gelenlere oy verdiğin ya da verdirildiğin için.

Şimdi o kadar konuştuktan, şahin olduktan sonra yine "Amerika'dan telefon var bekleyin diyorlar " demeye cesaret edenleri iktidar yaptığın için.

Türk Silahlı Kuvvetler aylarca bir "Sınır ötesi operasyon"un gerekliliğin savunurken kulakları üstüne yatık seni referandumlarla, Cumhurbaşkanı seçimleri ile sözde "sivil anayasa" ile oyalayanların ve onların medya çanakçılarının kurbanı olduğun için..

Yine sen canını verdin Türkiye.. Ve "vatani görevini" yaparken bütün bu yozlaşmaya rağmen ölümü "vatan sağ olsun" diye karşılayan evlatlarını verdin.

Seçim senin di Türkiye.. ve hep senin ne Başka bir devlet, ne de onun güdümün de bir kaç çapulcu sana engel olamaz. Ama sen seçtin yıllarca seni engelleyen korkuları olanları...

Seçim Senin Türkiye.. Sana verilen sözleri unutma..
Sana Sözün Bittiği Yerdeyiz" diyenlere SÖZLERİNİ UNUTTURMA....

C'est la Vie!!!

Ne garip değil mi tam her yanını saran karanlığa rağmen, Bir yerden bir ışık çıkması tanıdık bildik.En düşmüş halinden seni alarak bambaşka bir yere götürmesi bir anda. Şiddetli fırtına ortasında bir sakin liman görmek gibi. Ama mesele o limana ulaşabilmekte.. Geminiz ne kadar sağlam ya da ne kadar tecrübelisin bu karanlık ve kabarık denizlerde.
Ne kadar inanırsın o liman görüntüsünün gerçekliğine. Gerçek değildir çünkü kimi zaman limanlar..

Ama bazen en kötü fırtına da tam bitecek iken her şey, tam kabul edecekken doğanın üstünlüğünü, işte tam o anda, oradadır. Yılarca aradığınız ve en huzurlu bildiğiniz liman..

Hayır, yağmur değil.. Şükretmene gerek yok..


"Cut The Crap" diyen Oli Reihn'i orada oturarak dinleyen "Değerli Siyasetçilerimiz"e.. Belki Anlarsınız..
Metni okuyamıyorsanız şöyle diyor:


Efendiler,
Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medeniyetleşmesine karşılık,
Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti
düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gib bir takım zihniyetler belirdi.
Halbuki,
Hangi istiklal vardır ki,
ecnebilerin nashatleriyle,
ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?.
Tarih, böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!...

K. Atatürk

"O" Anayasadan zor çıkar.



Sen istediğin medyayı satın al, istediğin dış desteği sağla, ya da cürret edebilirsen resimlerini bile indir, heykellerini yık. Sana var olma hakkını tanıyan "O"nunla beraber savaşanların kanını hiçe sayarak bu ülkeyi batının uşağı yapmak için çabala. Ne kadar uğraşırsan uğraş. "O" senin şimdi becerebildiğinden daha kötü şartlarda kazanarak "O" oldu. Bunu unutma. "O"nun 10 yılda yaptığını sen 50 yıldır yıkamadın.
Kafası bağımsızlığı, onurlu bir ülke olmayı, almayan anlamayan "sen" ... "Gaflet"tesin desem az kalır, "Dâlalet"tesin desem yine öyle...

Bedevi

Saatler işliyor,
Zaman akmıyor yalnız.
Yoksunluğum; yoksulluğumdan değil,
Zamansızlıktan da.
Ne beceriksizlikten bu hayatım,
Ne de inançsızlıktan.
Benimki bahtsızlık sadece,
“Bedevi kıskandıran”ından.

şiddetle tavsiye ediyorum



"Bir ABD Projesi Olarak AKP"

Merdan Yanardağ
Siyah Beyaz Yayınları

Şu dönemde şiddetle tavsiye ediyorum.

Destek Verin...

Pardus... Özgürlük İçin...


En Son Dinlediklerim


Belki Yine Çok Geç Olacak....

Bugün Tarihi bir gün........ ve sizler tarihe tanık oluyorsunuz...

Ulusal Bağımsızlık Savaşımız ve devamında "bir daha aynı günlere dönülmemesi amacıyla" yola çıkılarak yapılan "Ulusal Devrim"imiz, "bu gün tarihi ile" Ulu Önder'in ölümünden sonra tekrar ve yavaş yavaş filizlenen (ve / veya filizlendirilen) İslami Devlet zihniyetinin gayri resmi Karşı Devrimi önünde bir dönüm noktasına gelmiştir. Başka söze ne hacet.

Annem'e

Ne diyecegini bilemezsin bazen, ilahi takdir demek ağzına yakışmaz ama olana da gelene de itiraz edemezsin elden birşey gelmez o an işte. Çaresizliğin yüzüne vurulur. Korkun karşında duruyordur bir kaç dize gelir aklıma bir dosttan emanet " -Akşam erken iner mapushaneye - Ejderha olsan kâr etmez.-Ne kavgada ustalığın,Ne de çatal yürek civan oluşun.-

Ağlamak istersin ölü baban için ağlamak istersin annen için ama bir fayda etmez gözyaşları diyerek içine gömersin kendini. Çıkarsın diye içinden bu kemirgeni bir tatlı söz duymak istersin biri yalandı şakaydı .. desin beklersin .. Ama hiç olmaz diyen sözleri gerçek kadar acıdır.. "Ve galiba bu aralar bu aralar benim için bütün bunlar" dersin yine . Yine.

Uyandığında belki rüyaydı demek istersin olmaz yine kendi suratın ve senin hayatındır aynadaki.

Annem'e

Soğuk

Soğuk ,
Üşüyorum sadece
Ne yapacağımı biliyorum bu sefer.
Kırgınlığım sana değil,
Bir çocuk gibi yeniden kanmaya
Kanamaya hazır oluşuna kalbimin.
Kırgınlığım ;
En güzel yalanın çekiciliğinde düşlerime.

Soğuk ,
Üşüyorum sadece.
Ne yapacağımı biliyorum bu sefer.
Her seansta daha az gözyaşı ile ayrıldığım
Buruk bir film. Sürpriz bir sonla biter mi diye gittiğim.

Bilindik aldatılmışlık.
Yeniden yalanlara kanmanın ?yüz eğikliği? benimkisi.
Aptallığım.
Yüzüm düştü yine toprağa.
?Kapkara akıttığım, gözyaşlarımla? değil bu kez.
Soğuk ,
Üşüyorum sadece.


26 Eylül 2006
Erzincan

gone with the blastwave


ziyaret et... perfect. http://gotmorr.com/blastwave/

İskenderiye Feneri


Bir güneş gibi parlıyor diyorlar uzaktan geçen gemiciler. Prometheus ilk ateşi buraya göndermiş gibi sanki. karanlığı yarıyor.. Kaybolmaz artık Fenikeli denizciler, Atinalı tüccarlar, Sparta'lı bilgeler..
Kaybolmazlar. Derken.. Kardeşi Poseidon intikamını alırmış gibi Zeus'un dev dalgalar , Gaia için belki de bir daha hiç aydınlanmayacak o deniz.. Bizim DENİZ. Mare Nostrum. Alaaşağı oluyor insanların kudreti bir kere daha. Babil gibi.. Karanlık yine hükmediyor us'a.. Id hakim her yanda.. İçi kuruyor kavramların, su bekler gibi bir ışık bekleyerek ağlıyorlar, doğmadan..

lighthouse


Nosce Te Ipsum (kendini bil!) Bir Çeşit "akıllı ol" durumudur.. En son radde "dikkat et!" ihtiva eder. Çoluk çombalaktan uzak tutunuz.

Bağıramıyorum Bile


Tam boşluğuna bir yumruk yersin ya.. sesin kesilir.. İçimden acıyı atmak istiyorum, bağırmak..10 saniye sen yetiyorsun tüm o acıyı tekrar geri getirmeye.. yadırgıyorum .. kendimi.. acıyor mekansız .. acıyor..

SESSİZ BİR ÇIĞLIK İÇİMDE.

old school passions...


Kaptan'a Sonsuzluklarla ... Endless Violin